ingilizce kuran, Şuara suresi, The PoetsKur'an-i Kerim Meali, Ingilizce ve Türkçe Meal Birarada, Ingilizce Quran,Türkçe Kuran, Karsilastirmali Kuran.

İngilizceDersanesi.com

 

İngilizce - Türkçe Kuran

 
QURAN ( ENGLISH - TURKISH )
In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful.
 
 

 

Advertisement

 

 

 

İngilizce - Türkçe Kuran

 
26 - Şuara [ The Poets ]
1. Tâ sin mim.
Ta. Sin. Mim.
2. Şunlar o apaçık Kitabın âyetleridir.
These are revelations of the Scripture that maketh plain.
3. Herhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin!
It may be that thou tormentest thyself (O Muhammad) because they believe not.
4. Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).
If We will, We can send down on them from the sky a portent so that their necks would remain bowed before it.
5. Rahmân'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar.
Never cometh there unto them a fresh reminder from the Beneficent One, but they turn away from it.
6. Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.
Now they have denied (the Truth); but there will come unto them tidings of that whereat they used to scoff.
7. Yere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz?
Have they not seen the earth, how much of every fruitful kind We make to grow therein?
8. Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.
Lo! herein is indeed a portent; yet most of them are not believers.
9. Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur.
And lo! thy Lord! He is indeed the Mighty, the Merciful.
10. Rabbin Mûsâ'ya seslendi: "O zâlim kavme git!"
And when thy Lord called Moses, saying: Go unto the wrong-doing folk,
11. Fir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı?
The folk of Pharaoh. Will they not ward off (evil)?
12. (Mûsâ): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum."
He said: My Lord! Lo! I fear that they will deny me,
13. Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Hârûn'a da elçilik ver."
And I shall be embarrassed, and my tongue will not speak plainly, therefore send for Aaron (to help me).
14. Hem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günâh da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum.
And they have a crime against me, so I fear that they will kill me.
15. (Allâh): "Hayır, dedi, ikiniz de âyetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz."
He said: Nay, verily. So go ye twain with Our tokens. Lo! We shall be with you, Hearing.
16. Fir'avn'e giderek deyin ki: Biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz."
And come together unto Pharaoh and say: Lo! we bear a message of the Lord of the Worlds,
17. İsrâil oğullarını bizimle beraber gönder.
(Saying): Let the Children of Israel go with us.
18. (Gittiler, Allâh'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı?"
(Pharaoh) said (unto Moses): Did we not rear thee among us as a child? And thou didst dwell many years of thy life among us,
19. Ve sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin.
And thou didst that thy deed which thou didst, and thou wast one of the ingrates,
20. (Mûsâ): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi.
He said: I did it then, when I was of those who are astray.
21. Sizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı
Then I fled from you when I feared you, and my Lord vouchsafed me a command and appointed me (of the number) of those sent (by Him).
22. O başıma kaktığın ni'met de İsrâil oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)
And this is the past favour wherewith thou reproachest me: that thou hast enslaved the Children of Israel.
23. Fir'avn dedi ki: "(Ey Mûsâ) âlemlerin Rabbi nedir?"
Pharaoh said: And what is the Lord of the Worlds?
24. (Mûsâ): "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi.
(Moses) said: Lord of the heavens and the earth and all that is between them, if ye had but sure belief.
25. (Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.
(Pharaoh) said unto those around him: Hear ye not?
26. (Mûsâ): "O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir" dedi.
He said: Your Lord and the Lord of your fathers.
27. (Fir'avn): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.
(Pharaoh) said: Lo! your messenger who hath been sent unto you is indeed a madman!
28. (Mûsâ): "Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi.
He said: Lord of the East and the West and all that is between them, if ye did but understand.
29. (Fir'avn ey Mûsâ): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi.
(Pharaoh) said: If thou choosest a god other than me, I assuredly shall place thee among the prisoners.
30. (Mûsâ, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.
He said: Even though I show thee something plain?
31. (Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi.
(Pharaoh) said: Produce it then, if thou art of the truthful!
32. (Mûsâ), asâsını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!
Then he flung down his staff and it became a serpent manifest,
33. Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.
And he drew forth his hand and lo! it was white to the beholders.
34. (Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür."
(Pharaoh) said unto the chiefs about him: Lo, this is verily a knowing wizard,
35. Büyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?
Who would drive you out of your land by his magic. Now what counsel ye?
36. Dediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder."
They said: Put him off, (him) and his brother, and send them into the cities summonerss
37. Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler.
Who shall bring unto thee every knowing wizard.
38. Derken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi.
So the wizards were gathered together at a set time on a day appointed.
39. Halka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
And it was said unto the people: Are ye (also) gathering?
40. Umarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız.
(They said): Aye, so that we may follow the wizards if they are the winners.
41. Büyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler.
And when the wizards came they said unto Pharaoh: Will there surely be a reward for us if we are the winners?
42. Evet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız.
He said: Aye, and ye will then surely be of those brought near (to me).
43. Mûsâ onlara: "Atacağınızı atın!" dedi.
Moses said unto them: Throw what ye are going to throw!
44. İplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz gâlib geleceğiz" dediler.
Then they threw down their cords and their staves and said: By Pharaoh's might, lo! we verily are the winners.
45. Mûsâ da asâsını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı.
Then Moses threw his staff and lo! it swallowed that which they did falsely show.
46. Derhal büyücüler secdeye kapandılar:
And the wizards were flung prostrate,
47. Dediler: "Âlemlerin Rabbine inandık."
Crying: We believe in the Lord of the Worlds,
48. Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbine.
The Lord of Moses and Aaron.
49. (Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım!"
(Pharaoh) said: Ye put your faith in him before I give you leave? Lo! he doubtless is your chief who taught you magic! But verily ye shall come to know. Verily I will cut off your hands and your feet alternately, and verily I will crucify you every one.
50. Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz.
They said: It is no hurt, for lo! unto our Lord we shall return.

Toplam 227 Ayet.

Şuan 1. Sayfadasınız.

Sayfalar :1 2 3 4 5 [»] [»»]

 

 
 

Advertisement

 

 

Site i Arama

Kelime:

Sitene Szlk Ekle

arkc, ark Veya Klip Ara

ark Klip



       

  ye Olmak stiyorum
  ifremi Unuttum

 
Online 10 yemiz

evirimii ye Saymz : 0
 

 

 

 
   
 
Gizlilik Politikası -
 

 

Designed and CopyRight By Kamil KIRDI

Katklarndan Dolay Ebubekir ATALAY'a Teekkrler.

 

 

Gizle

Gizle