ingilizce kuran, Saffat suresi, The RangersKur'an-i Kerim Meali, Ingilizce ve Türkçe Meal Birarada, Ingilizce Quran,Türkçe Kuran, Karsilastirmali Kuran.

İngilizceDersanesi.com

 

İngilizce - Türkçe Kuran

 
QURAN ( ENGLISH - TURKISH )
In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful.
 
 

 

Advertisement

 

 

 

İngilizce - Türkçe Kuran

 
37 - Saffat [ The Rangers ]
1. Andolsun o sıra sıra dizilenlere,
By those who set the ranks in battle orderr
2. Bağırıp sürenlere,
And those who drive away (the wicked) with reprooff
3. Zikir okuyanlara,
And those who read (the Word) for a reminder,
4. Ki Tanrınız, birdir.
Lo! thy Lord is surely One.
5. Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir.
Lord of the heavens and of the earth and all that is between them, and Lord of the sun's risings.
6. Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.
Lo! We have adorned the lowest heaven with an ornament, the planets:
7. Ve (onu) itâ'at dışına çıkan her türlü şeytândan koruduk.
With security from every froward devil.
8. O (şeyta)nlar mele-i A'lâyı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.
They cannot listen to the Highest Chiefs for they are pelted from every side,
9. Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azâb vardır.
Outcast, and theirs is a perpetual torment;
10. Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihâb (ışın)izler.
Save him who snatcheth a fragment, and there pursueth him a piercing flame.
11. Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Then ask them (O Muhammad): Are they stronger as a creation, or those (others) whom We have created? Lo! We created them of plastic clay.
12. Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar.
Nay, but thou dost marvel when they mockk
13. Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar.
And heed not when they are reminded,
14. Bir mu'cize görseler, alay ediyorlar.
And seek to scoff when they behold a portentt
15. Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar.
And they say: Lo! this is mere magic;
16. Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz?
When we are dead and have become dust and bones, shall we then, forsooth, be raised (again)?
17. Evvelki atalarımız da mı?
And our forefathers?
18. De ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)!"
Say (O Muhammad): Yea, in truth: and ye will be brought low.
19. O (iş) sadece korkunç bir sesten ibârettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır.
There is but one Shout, and lo! they beholdd
20. Vah bize, bu cezâ günüdür! dediler.
And say: Ah, woe for us! This is the Day of Judgement.
21. Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür!
This is the Day of Separation, which ye used to deny.
22. (Yüce Allâh meleklerine emreder): "Toplayın o zâlimleri, onların eşlerini ve taptıklarını."
(And it is said unto the angels): Assemble those who did wrong, together with their wives and what they used to worshipp
23. Allah'tan başka. Onları cehennemin yoluna götürün!
Instead of Allah, and lead them to the path to hell;
24. Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
And stop them, for they must be questioned.
25. Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?
What aileth you that ye help not one another?
26. (Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır.
Nay, but this day they make full submission.
27. Birbirlerine döndüler, soruyorlar.
And some of them draw near unto others, mutually questioning.
28. (Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz."
They say: Lo! ye used to come unto us, imposing, (swearing that ye spoke the truth).
29. (Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz."
They answer: Nay, but ye (yourselves) were not believers.
30. Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.
We had no power over you, but ye were wayward folk.
31. Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezâyı mutlaka) tadacağız!
Now the Word of our Lord hath been fulfilled concerning us. Lo! we are about to taste (the doom).
32. Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz).
Thus we misled you. Lo! we were (ourselves) astray.
33. O gün onlar azâb (çekme)de ortaktırlar.
Then lo! this day they (both) are sharers in the doom.
34. İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
Lo! thus deal We with the guilty.
35. Çünkü onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı.
For when it was said unto them, There is no God save Allah, they were scornfull
36. Cinlenmiş bir şâir için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi.
And said: Shall we forsake our gods for a mad poet?
37. Hayır, o (ne şâirdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı.
Nay, but he brought the Truth, and he confirmed those sent (before him).
38. Siz acı azâbı tadacaksınız!
Lo! (now) verily ye taste the painful doomm
39. Sadece yaptığınız (işler)le cezâlanıyorsunuz!
Ye are requited naught save what ye didd
40. Ancak Allâh'ın hâlis kulları bu cezânın dışındadır.
Save single-minded slaves of Allah;
41. Onlar için bilinen bir rızık vardır.
For them there is a known provision,
42. (Türlü türlü) Meyvalar.Ve onlar ağırlanırlar.
Fruits. And they will be honouredd
43. Ni'met cennetlerinde.
In the Gardens of delight,
44. Tahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar.
On couches facing one anotherr
45. Önlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
A cup from a gushing spring is brought round for them,
46. Berrak, içenlere lezzet veren bir içki.
White, delicious to the drinkers,
47. Onda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar.
Wherein there is no headache nor are they made mad thereby.
48. Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır.
And with them are those of modest gaze, with lovely eyes,
49. Saklı yumurta gibi bembeyaz eşler.
(Pure) as they were hidden eggs (of the ostrich).
50. Bunlar birbirine dönmüş soruyorlar:
And some of them draw near unto others, mutually questioning.

Toplam 182 Ayet.

Şuan 1. Sayfadasınız.

Sayfalar :1 2 3 4 [»] [»»]

 

 
 

Advertisement

 

 

Site i Arama

Kelime:

Sitene Szlk Ekle

arkc, ark Veya Klip Ara

ark Klip



       

  ye Olmak stiyorum
  ifremi Unuttum

 
Online 10 yemiz

evirimii ye Saymz : 0
 

 

 

 
   
 
Gizlilik Politikası -
 

 

Designed and CopyRight By Kamil KIRDI

Katklarndan Dolay Ebubekir ATALAY'a Teekkrler.

 

 

Gizle

Gizle