ingilizce kuran, Necm suresi, The StarKur'an-i Kerim Meali, Ingilizce ve Türkçe Meal Birarada, Ingilizce Quran,Türkçe Kuran, Karsilastirmali Kuran.

İngilizceDersanesi.com

 

İngilizce - Türkçe Kuran

 
QURAN ( ENGLISH - TURKISH )
In the name of Allah, the Beneficent, the Merciful.
 
 

 

Advertisement

 

 

 

İngilizce - Türkçe Kuran

 
53 - Necm [ The Star ]
1. Aşağı kayan yıldıza andolsun ki:
By the Star when it setteth.,
2. Arkadaşınız sapmadı, azmadı.
Your comrade erreth not, nor is deceived;
3. O hevâ'dan konuşmaz.
Nor doth he speak of (his own) desire.
4. O(nun okuduğu Kur'ân) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.
It is naught save an inspiration that is inspired,
5. Onu, mühtiş kuvvetleri olan biri öğretti;
Which one of mighty powers hath taught him,
6. Üstün akıl sâhibi (melek). Doğruldu;
One vigorous: and he grew clear to vieww
7. Kendisi yüksek ufukta iken.
When he was on the uppermost horizon.
8. Sonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı.
Then be drew nigh and came downn
9. (Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı.
Till he was (distant) two bows length or even nearer,
10. Kuluna, vahyettiğini vahyetti.
And He revealed unto His slave that which He revealed.
11. Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü).
The heart lied not (in seeing) what it saw.
12. Onun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz?
Will ye then dispute with him concerning what he seeth?
13. Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü;
And verily he saw him yet another timee
14. Sidretü'l-Müntehâ(uzak ağaç)ın yanında,
By the lote-tree of the utmost boundary,
15. Ki onun yanında oturulacak bahçe vardır.
Nigh unto which is the Garden of Abode.
16. Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.
When that which shroudeth did enshroud the lote-tree,
17. (Muhammed'in) Göz(ü) şaşmadı ve azmadı.
The eye turned not aside nor yet was overbold.
18. Andolsun, Rabbinin büyük âyetlerinden bazılarını gördü.
Verily he saw one of the greater revelations of his Lord.
19. Gördünüz mü o Lât ve 'Uzzâ'yı?
Have ye thought upon Al-Lat and Al-'Uzzaa
20. Ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menat'ı?
And Manat, the third, the other?
21. Demek erkek size, kadın Allah'a mı?
Are yours the males and His the females?
22. O halde bu insafsızca bir taksim!
That indeed was an unfair division!
23. Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allâh, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.
They are but names which ye have named, ye and your fathers, for which Allah hath revealed no warrant. They follow but a guess and that which (they) themselves desire. And now the guidance from their Lord hath come unto them.
24. Yoksa insan, her arzu ettiğine sâhip mi olacaktır?
Or shall man have what he coveteth?
25. Son da ilk de (âhiret de, dünyâ da) Allâh'ındır.
But unto Allah belongeth the after (life), and the former.
26. Göklerde nice melek var ki onların şefâ'ati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allâh'ın dilediği ve râzı olduğu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman şefâ'atin faydası olur).
And how many angels are in the heavens whose intercession availeth naught save after Allah giveth leave to whom He chooseth and accepteth!
27. Âhirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.
Lo! it is those who disbelieve in the Hereafter who name the angels with the names of females.
28. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz.)
And they have no knowledge thereof. They follow but a guess, and lo! a guess can never take the place of the truth.
29. Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünyâ hayâtından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir.
Then withdraw (O Muhammad) from him who fleeth from Our remembrance and desireth but the life of the world.
30. İşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur. (Bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir ve O, yola geleni de iyi bilir.
Such is their sum of knowledge. Lo! thy Lord is Best Aware of him who strayeth, and He is Best Aware of him who goeth right.
31. Göklerde ve yerde bulunan herşey Allâh'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezâlandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükâfâtlandırsın.
And unto Allah belongeth whatsoever is in the heavens and whatsoever is in the earth, that He may reward those who do evil with that which they have done, and reward those who do good with goodness.
32. Onlar, günâhın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük hatâlar işleyebilirler. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir (O kendisine yönelen kulunu affeder). O sizi daha iyi bilir: Gerek sizi topraktan inşâ ettiği, gerek annelerinizin karınlarında bulunduğunuz zaman biçim verdiği sırada (sizin her hâlinizi bilmiştir), artık kendinizi övüp yüceltmeyin, çünkü O, korunanı daha iyi bilir.
Those who avoid enormities of sin and abominations, save the unwilled offences - (for them) lo! thy Lord is of vast mercy. He is Best Aware of you (from the time) when He created you from the earth, and when ye were hidden in the bellies of your mothers. Therefore ascribe not purity unto yourselves. He is Best Aware of him who wardeth off (evil).
33. Gördün mü şu adamı ki arkasını döndü?
Didst thou (O Muhammad) observe him who turned away,
34. Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu?
And gave a little, then was grudging?
35. Gayb'ın bilgisi kendi yanında da o mu (âlemin esrarını) görüyor?
Hath he knowledge of the Unseen so that he seeth?
36. Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Mûsâ'nın sahifelerinde bulunan,
Or hath he not had news of what is in the books of Mosess
37. Ve çok vefâlı İbrâhim'in (sahifelerinde bulunan şu gerçekler):
And Abraham who paid his debts:
38. Ki hiçbir günâhkâr, başkasının günâh yükünü yüklenmez.
That no laden one shall bear another's load,
39. İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.
And that man hath only that for which he maketh effort,
40. Ve çalışması da yakında görülecektir.
And that his effort will be seen,
41. Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir.
And afterward be will be repaid for it with fullest payment;
42. Ve sonunda senin Rabbine varılacaktır.
And that thy Lord, He is the Goal;
43. Güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur.
And that He it is Who maketh laugh, and maketh weep,
44. Öldüren de O'dur, yaşatan da O'dur.
And that He it is Who giveth death and giveth life;
45. O yarattı iki çifti: erkeği ve dişiyi,
And that He createth the two spouses, the male and the female,
46. Atıldığı zaman nutfe(sperm)den.
From a drop (of seed) when it is poured forth;
47. Şüphesiz tekrar yaratmak da O'nun işidir.
And that He hath ordained the second bringing forth;
48. Zengin eden O'dur, bol verip memnun eden O.
And that He it is Who enricheth and contenteth:
49. (Taptıkları) Şi'râ(yıldızı)nın Rabbi O'dur.
And that He it is Who is the Lord of Sirius;
50. O helâk etti, önce gelen 'Âd'ı,
And that He destroyed the former (tribe of) 'Aad,

Toplam 62 Ayet.

Şuan 1. Sayfadasınız.

Sayfalar :1 2 [»] [»»]

 

 
 

Advertisement

 

 

Site i Arama

Kelime:

Sitene Szlk Ekle

arkc, ark Veya Klip Ara

ark Klip



       

  ye Olmak stiyorum
  ifremi Unuttum

 
Online 10 yemiz

evirimii ye Saymz : 0
 

 

 

 
   
 
Gizlilik Politikası -
 

 

Designed and CopyRight By Kamil KIRDI

Katklarndan Dolay Ebubekir ATALAY'a Teekkrler.

 

 

Gizle

Gizle